Otuz yıl önce kimsenin tahmin bile edemeyeceği bir yabancı yatırım üssüne dönüşen Çin’in ekonomik kalkınmasında yeni bir döneme giriliyor. Yıllar boyu ucuz ihracata yüklenen ve ihracata dayalı ekonomisini yabancı yatırımla besleyen ülkede işler değişmeye başladı. Ekonomisi büyük bir hızla büyürken sanayi altyapısını oluşturan Çin, artık ‘ucuz işgüdü’ etiketinden kurtularak kendi iç pazarını oluşturmayı ve şirketlerini yurtdışına açmayı istiyor.
Amerikan yatırım bankası JP Morgan’ın Çin hisse senedi direktörü Jing Ulrich, ülkenin kalkınma sürecinin bir sonraki aşamasında Çinli şirketin nakit bolluğu yaşadığını ve hükümetin yurtdışına açılma politikasını desteklediğini belirten Ulrich, böylelikle Çinli şirketlerin yoğun bir şekilde yurtdışındaki satın almalara yöneleceğini söyledi. Birçok Çinli şirketin küresel varlığının önemli oranda artacağını söyledi. Financial Times gazetesinin ‘uzmanına sorun’ bölümüne gelen soruları yanıtlayan Ulrich, özellikle doğal kaynaklar alanında faaliyet gösteren şirketlerin, ülkenin gereksinim duyduğu kaynakları sağlamak için satın almalara ağırlık vermesini kaydetti. Bankalar da dışa açılıyor Ulrich ayrıca, yabancı yatırım bankalarının tecrübelerinden yararlanmak isteyen Çinli bankaların yurtdışında ortaklık peşinde olduğunu kaydetti. Çinli bankalarıni kredi krizinden olumsuz etkilenen pek çok bankanın aksine, mega halka arzlar ve yüksek kârlılıkları sayesinde güçlü bir sermaye yapısı olduğuna işaret eden Ulrich, bankaların hizmetlerini çeşitlendirmeyi ve yurtdışındaki Çinli müşterileri çekmek istediklerini söyledi. Ulrich, bankaların yurtdışı atağına örnek olarak ise, refah fonu Çin Yatırım Kurumu ile Çin Kalkınma Bankası’nın Morgan Stanley ve Barclays’ten hisse satın almalarını gösterdi. Çinli şirketler bir yandan dışa açılma planları yaparken, diğer yandan da markalaşmaya çalışıyor. Ülkenin ekonomik kalkınmasını sürdürürmesinin ‘ucuz ihracat’ ile mümkün olmadığı görüşü güçlenirken, şirketler markalaşmaya önem veriyor. Örneğin Lenovo ve Huawei’nin dünya genelinde kredibilitesi giderek artıyor. Hedef, küreselleşme Araştırma şirketi McKinsey’in Çinli şirket yöneticileriyle yaptığı bir ankete göre, katılımcıların beşte üçü, ülke dışındaki faaliyetlerini uzun vadede küresel çapta büyütmeyi hedeflediklerini söyledi. Katılımcıların sadece yüzde 14’ü bölgesel güç olmakla yetinirken, yüzde 77’lik kısmı şirketlerinin çin dışından elde ettiği geliri üç yıl içinde artırmayı planlıyor. Çinli şirketler, küreselleşmelerinin önündeki en büyük engel olarak ise ‘elaman sıkıntısını’ görüyor. Yöneticilere göre bir diğer engel de yetersiz sermaye. Ankete katılanların yüzde 59’u Çin dışında da aktif durumdalar ve bu şirketler en önemli pazarları Kuzey Amerika, gelişmekte olan Asya, Avrupa Birliği olarak sıralıyor. Hindistan dahil diğer pazarlar daha alt sıralarda yer alıyor. Kaynak: Dünya Gazetesi
|