Anasayfa arrow paranTEZ arrow AB'nin geleceği göç kartını doğru oynamasına bağlı
Anasayfa
Haberler
paranTEZ
TESTim
sÖZ
Karikatür
SİZce
İLETişim
Faydalı Linkler
Site Haritası
J.J.Rousseau
Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadıgımız kolay işlerin birikmesiyle meydana gelir.
 
Site İçi Arama

 

DATASSIST'in periyodik bülten gönderiminden yararlanmak için kayıt yaptırınız.


Exelect ile Alım
AB'nin geleceği göç kartını doğru oynamasına bağlı Yazdır E-posta

AB'nin geleceği göç kartını doğru oynamasına bağlıYirmibirinci yüzyıl, yaşlı kıta Avrupa'nın nüfus yapısında önemli değişikliklere sahne olacak. Eurostat'ın 2060 yılı için yaptığı ve geçtiğimiz haftalarda açıkladığı tahminler, nüfusun azalma dönemine gireceğini, yaşlanacağını ve en kalabalık nüfuslu ülke unvanının Almanya'dan İngiltere'ye geçeceğini gösteriyor. Bu durum gelecekte göçmenlerin Avrupa için öneminin artacağına ve bu konuda akılcı planları devreye sokacak ülkelerin kazançlı çıkacağına işaret ediyor.

Eurostat'ın verilerine göre 27 ülkenin üye olduğu Avrupa Birliği'nin (AB) nüfusu şu anda 495 milyon, 2035'te 521 milyona yükselecek olan bu rakam, 2060 yılında 505.7 milyona gerileyecek. Şu anda AB'de halen yüzde 17 düzeyinde olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranının 2060'ta yüzde 30'u aşma olasılığı yüksek.

Tek çıkar yol dışarıdan göç takviyesi yapmak

Nüfusun yaşlanması ve azalması Avrupa için önemli bir tehlike. Çünkü nüfus, ülkelerin geleceğinin belirlenmesi açısından ekonomiden savunmaya kadar birçok alanda çok önemli bir rol oynuyor. Nüfusu azalan ve yaşlanan ülkelerde, istihdamdaki düşüşe bağlı olarak üretim azalması ve ekonomik yavaşlama tehlikesi ortaya çıkarken, yaşlıların sağlık harcamaları ve emeklilik ödenekleri gibi giderler ekonomi üzerinde önemli bir yük oluşturuyor. Nüfusu yaşlanan ve azalan ülkelerin diğer ülkeler karşısında avantaj yitirmemesi için tek seçenekleri ise dışarıdan göç takviyesi yapmak.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ekonomik gücünü büyük ölçüde kaybeden Almanya kapılarını Türkler de dahil olmak üzere yabancılara açarak yeniden Avrupa'nın en büyük ekonomisi haline gelmişti. Ancak aradan geçen süre içinde göçmenlerin uyum sağlamasındaki zorluklar, yoğun göç baskısı, işsizlik oranındaki artış, terörizmin uluslararasılaşması gibi etkenler yabancılara bakış açısının değişmesine neden oldu. Bunun sonucunda da birçok Avrupa ülkesinde yurt dışından göçe büyük sınırlamalar getirildi.

Almanya'da göç yasası büyük tartışmalardan sonra geçen yıl haziran ayında yürürlüğe girdi. Bu yasa aile birleşimi yoluyla Almanya'ya gidecek olanların temel düzeyde Almanca bilmesini şart koşuyordu. Buna ek olarak göçmenler için vatandaşlık sınavı da kondu ve bu sınav 1 Eylül'de günü uygulamaya geçti. İtalya'da Senato'nun 24 Temmuz'da onayladığı yeni yasada ülkeye kaçak yollardan girenlere 4 yıl hapis, suç işleyen göçmenlere İtalyan vatandaşlarından 3'te 1 oranında daha fazla ceza ve kaçak göçmenlere kiralanan gayrimenkullere el koyma gibi göçmenleri caydırıcı kriterlere yer verildi. İspanya'da, kaçak göçmenleri evlerine geri göndermek için 10 bin euro teşvik verme planları gündeme geldi. Fransa'da, hükümetin göçmenlere karşı tutumunu sertleştirmesi geçen yıl ayaklanmalara neden oldu ve Paris sokaklarında çok sayıda araç yakıldı.

Avrupa'da göçmenlere karşı en ılımlı politikayı izleyen İngiltere'de bile son dönemlerde tutumun sertleştirilmesine yönelik planlar ortaya konuyor. Ancak İngiliz basını, göçmenlerin ekonomiye büyük katkı sağladıklarını belirterek hükümeti eleştiriyor. Göçmen politikaları karşısında bir standart belirlemeye çalışan AB ise kalifiye işgücüne yönelik ihtiyacı karşılamak için ABD'deki "Yeşil Kart" benzeri bir "Mavi Kart" uygulamasını devreye sokmaya hazırlanıyor.

Bugün küresel kredi krizinin etkisiyle ekonomileri yavaşlayan Avrupa ülkeleri artan işsizlik oranları karşısında göçmenlere karşı sertleşirken, gelecekte yaşlanıp azalan işgücünü canlandırmak için göçmenlere sıcak bir tutum belirleyebilir.

Almanya'da nüfus tehlike sinyali veriye

AB'nin geleceği göç kartını doğru oynamasına bağlıBu yılki verilere göre 61 milyon kişinin yaşadığı İngiltere, göçler ve özellikle göçmen annelerin yüksek doğum oranlarının 2031'de 71, 2060'ta ise 7 milyon nüfusa ulaşarak Avrupa'nın kalabalık nüfuslu ülkesi olacak. Halen 82 milyon nüfusa sahip olan ve Avrupa'nın en kalabalık nüfuslu ülkesi unvanını elinde bulunduran Almanya'da ise 2060'ta 11 milyonluk azalma meydana gelecek ve 71 milyon kişi yaşayacak.

Yılbaşındaki tahminlere göre 64.5 milyon kişinin yaşadığı Fransa'da nüfus 2060'ta 72 milyonu bulacak ve bu ülke de Almanya'yı geride bırakacak. Avrupa'nın büyük nüfuslu ülkelerinden İtalya'nın 59 milyon kişilik nüfusunda artış olmayacağı tahmin edilirken, İspanya'nın nüfusunun 45 milyondan 52 milyona çıkacağı öngörülüyor.

Gelecek 50 yılın nüfus portresini çizmeyi amaçlayan tahminlere göre bu süreçte Romanya ve Baltık ülkelerinin nüfuslarında yüzde 15 ile yüzde 30 arasında azalma yaşanacak. Bu kayıp oranı Almanya'da yüzde 14'ü bulacak. Öte yanda Kıbrıs Rum Kesimi'nde yüzde 66.2, İrlanda'da yüzde 52.9, Lüksemburg'da yüzde 51.7'ye varan nüfus artışları yaşanacak. Nüfus artış oranı İngiltere'de yüzde 25.1, Fransa'da yüzde 16 ve İspanya de 14.6 olarak gerçekleşecek.

AB nüfusunun yüzde 4'ü göçmen

AB nüfusunun yaklaşık yüzde 4'ünü oluşturan 18.5 milyon kişi göçmen statüsünde. Göçmen nüfusun büyük bir bölümünü Türkiye, Fas, Arnavutluk, Cezayir ve Sırbis­tan gibi ülkelerden gidenler oluştu­ruyor. Yasa dışı göç ise Avrupa ülke­lerinin en önemli sorunları arasında yer alıyor. Hayatlarını riske atarak yeni bir ülkede, yeni bir hayata başlamak için yollara düşenler kamyon kasalarında havasızlıktan ya da denizde teknelerinin alabora olması sonucu ölebiliyor. Hayatta kalanları, düşük ücretli ve ağır çalışma koşullarıyla dolu zor bir yaşam bekliyor. 

kaynak: Referans Gazetesi, Tamer Çetin 

 
< Önceki   Sonraki >