 Nüfusun yerinde sayması, hatta gerilemesi ve üstelik nüfusun yaş kompozisyonundaki aktif gençler lehine olan dengenin, emekli yaşlı nüfus lehine değişmesi zengin fakat hızlı yaşlanan Batılı ülkeleri kara kara düşündürüyor. Bu ülkelerde göçmenlerin varlığı son yıllarda "kültür çatışması" ve "ulusal kimlik" gibi kavramlar bağlamında sorgulanmasına ve yabancı düşmanlığının tırmanma göstermesine rağmen, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanmış bir rapor, gelişmiş ülkelerin 2050'ye kadarki dönemde eğer bir gerileme sürecine girmek istemiyorlarsa, çok miktarda göçmene kucak açmak zorunda oldukları sonucuna varıyor.
Raporun vardığı bir başka sonuç da; eğer bu yol seçilirse, bu kez 2050'lerde söz konusu ülkelerin nüfusunun göçmenlerin egemenliği altına gireceği şeklinde.İşgücü açığıDüşük derecede doğurgan nüfusa sahip ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Güney Kore, Rusya ve genel olarak AB ile ilgili olarak hazırlanan raporda "göçmen gereği" üzerinde duruluyor. Çünkü, rapora göre, söz konusu gelişmiş ülkelerde 2050'ye kadarki dönemde "çalışan aktif insan sayısı" önemli derecede azalacak ve başta ekonomi olmak üzere ülkeyi ayakta tutmak için gerekli emek gücünde açık meydana gelecek. Bunun nedeni olarak doğurganlığın düşmesi ve ortalama ömrün uzaması gösteriliyor. Söz konusu açığın bir şekilde kapatılmaması halinde ülke ekonomileri baş aşağı gidecek. Teknolojik atılımlarla bu açık kapatılamadığı takdirde dışarıdan işgücü kabul etmek kaçınılmaz gözüküyor. Raporda, 15 ile 64 yaş arasındaki "aktif insan gücü" olarak nitelenen nüfusun 65 yaş ve üstündeki nüfusa oranının 1950'den beri gerilediğinin altı çiziliyor. Sözgelimi ABD'de 1950 yılında, 65 yaş ve üstündeki her bir kişiye karşılık yaşı 15 ile 64 arasında 7.83 kişi düşerken, bu oran 2000 yılında 5.21'e gerilemiş bulunuyor ve 2050'de 2.57 olacağı öngörülüyor. Bu oran Japonya için 2050'de 1.71, İtalya için 1.52, Avrupa Birliği için 1.89 gibi çok düşük olarak hesaplanıyor.
Halen verilere göre, en gelişmiş bölgelere doğru yıllık göçmen akışı 2.3 milyon düzeyinde ve bunun 1.3 milyonu Kuzey Amerika'ya yönelik. 1990-2000 döneminde yıllık göçmen sayısı ortalama 2.5 milyon düzeyinde olduğu için akışta hafif de olsa bir azalma söz konusu. Ancak hesaplar bu düzeyin önümüzdeki yıllarda da korunacağını gösteriyor -hükümetlerin siyasal bir kararla göçmen alımını durdurmamaları kaydıyla. Kaynak: Dünya Gazetesi, Dış Haberler
|