 Tartışma gündemin ilk sıralarında değil ama, kişi başına yıllık ücret gelirleri/GSMH dengesi ülkemizdeki işyerlerini 'sessiz ölüme' götürüyor.
Ünlü bilgin Sagan'ın, Karanlık Bir Dünya'da Bilimin Mum Işığı adlı o nefis kitabında, nesnel düşünceyi geliştiren etkenler arasında ". Ionya'da erkekler Senato'da tartışmayı öğrendi" diye bir madde var. Bu gözlemden yola çıkarak, bugün ülkemizde her konuyu, zihni modeli ve temel varsayımları açıklayarak tartışabilsek, zenginlik üreminde çok önemli sıçramalar yapabileceğimizi düşünürüm.
Endüstri ilişkileri ve onun küçük bir parçası olan sendikal ilişkilerde, ilke belirleyen, ölçü koyan, analize dayanan bir tartışma geleneği yaratma zorunda olduğumuz kanısındayım. Bilgilerim ve deneyimlerim, ithal ikameci dönemini özel koşullarına göre yapılanmış bir “sendikal ilişkiler kavrayişi” ile bugünkü işlerlerinin önemli bir çogunlugunun orta ve uzun vadeli gelecege taşinamayacagini düşündürüyor. Telefonla ulaştiginiz her yerdeki üreticilerin ‘potansiyel rakip’, tüketicilerin de ‘potansiyel müşteri’ olduğu günümüz dünya pazarlarında, “fiyat-maliyet-kalite-hizmet dengelerini’ analiz etmeyen, karşilaştirmali nesnel bilgi üzerine temellenmeyen toplu iş sözleşmelerinin işyerlerini ‘sessiz ölüme’ götürdüğüne güçlü bir biçimde inanıyorum.
Ülkemizin gündemindeki ilk sorun olarak sürekli ve sürdürülebilir büyüme için gerekli olan doğrudan yabancı sermaye yatırımları makroekonomik dengelerin kurulmasına bağlıdır; ama mikro ölçekte dengeler gözetilmediği zaman da kimse yatırım yapma için ülkemizi tercih etmeyecektir.
.......
Denge nasıl oluşturulacak?
Yanlış konulara odaklanır; buzdağının dibindeki büyük sorunu görmeden yola koyulursak, bireysel yararları da, kurum çıkarlarını da zedeleriz. İş çevresindeki değişmeleri, yapısal ve ekonomik özellikleri, sosyal sermayenin yarattığı olanak ve kısıtları, hız ve esneklik konularını, katma değerin paylaşma boyutlarını ve kurumların yönetilebilir olmalarını başka yazılarda ele alacağız. Bu yazıda zihni modelimizin sadece bir varsayımını, yıllık ücret gelirleri ile kişi başına yaratılan GSMH arasındaki dengeye değinmek istiyoruz.
Tabloda yer alan rakamların alındığı kaynak ve zaman kesiti dipnotunda açıklanıyor. Verilere ilişkin itirazınız olabilir. Önerim, bir karşı öneri varsa onun ortaya konmasıdır; amacım bu konunun tartışılması ve gerçeğin aranmasıdır.
Tablodan çıkan sonucu uzatmadan açıkça şunu ifade etmek istiyorum: Gelişmekte olan ve hayati çoğrafyamızda yer alan ülkelerde ortalama 1.5 katı, gelişmiş Batı ülkelerinde ABD’de 1.6, Belçika’da 2.4, Danimarka’da 2.0, Fransa’da 1.9, Almanya’da 2.6, İtalya’da 2.0, İspanya’da 2.2, İsviçre’de 1.6 ve İngiltere’de 1.8 olan katsayı, Türkiye’de örgütlü işyerleri ortalamasinda 4.2’yi geçiyor; bazı işkollarında ise 5-6’yı buluyor. Dünya pazarında diğer ülkelerle aynı kulvarda rekabet eden üretici kuruluşlar bu ‘aşiri degerlenmiş denge’ var oldukça ne yapabilir? Bir de buna ‘kayıtdışı’ uygulamaları ve ‘örgütsüz’ işyerlerinin yarattigi yurtiçi ‘haksız rekabeti’ ekleyin... Ve bu koşullarda kim yatarim yapabilir söyleyin lütfen!
Iş ve istihdam yaratmak gerçek anlamda ‘insan odaklı’ olmaktır. Oysa ülkemizde örgütlü işyerlerinde yıllık ücret/kişi başına yaratılan GSMH dengesi şu sonucu yaratacaktır:
Birincisi, işyerleri aşırı değerlenmiş sermaye yatırımları yaparak işgücü maliyetini dengeleme yolunu seçecektir.
İkinci adım, uygun dengelerin olduğu ülkelere, bölgelere göç etmektir.
Üçüncü ve en doğru adım, devlet, sermaye ve sendikalar bir araya gelerek uluslararası rekabet gücünü yaratan, koruyan ve geliştiren yeni bir ‘denge’ oluşturmaktadir.
Kaynak : Dünya Gazetesi - Rüştü Bozkurt
|